ANASAYFA HABERLER DERNEK FORUM YAZARLAR ATÖLYELER İLETİŞİM

ÇOCUK KİTAPLARINDA KAHRAMANIN YERİ VE ÖNEMİ

Yazar: Figen Zivtçi

Edebiyat incelemelerinde sıkça karşılaştığımız çeşitli kavramlar vardır. Bunlar; karakter, tip, kahraman,
başkahraman ya da yan kişi olarak karşımıza çıkarlar. Bu kavramları tanımladığımızda ise karakter, “Bir
eserde duygu, tutku ve düşünce yönlerinden ele alınan kimse” ve
ÇOCUK KİTAPLARINDA KAHRAMANIN YERİ VE ÖNEMİ



 

Edebiyat incelemelerinde sıkça karşılaştığımız çeşitli kavramlar vardır. Bunlar; karakter, tip, kahraman,
başkahraman ya da yan kişi olarak karşımıza çıkarlar. Bu kavramları tanımladığımızda ise karakter, “Bir
eserde duygu, tutku ve düşünce yönlerinden ele alınan kimse” ve tip, “Eserlerde belli bir düşüncenin,
topluluğun zihniyetini ve ideolojinin temsilciliğini yapan yani benzerlerinin ortak yönlerini kendisinde
toplayıp onları simgeleştiren kişi” olarak ifade edilir. Kahraman ise, “Bir anlatıda olayların merkezi
durumunda olan ya da olaylara yön veren kişi ya da kişiler” şeklinde tanımlanır. Edebiyatta kahramanlar,
hem yetişkin hem de çocuklara seslenen eserlerin kurgusuna göre farklı görevler üstlenirler; bunlar kimi
zaman başkahraman kimi zaman da yan kişi olarak eser kurgusunda bulunabilirler. “Başkahraman” ya da
“başkişi” eserde başrolü oynayıp eserin kurgusunda anlatılanlarla doğrudan ilişkili olan ve olayları
yönlendiren kişidir. Okura bütün yönleriyle tanıtılan başkahraman, fiziksel özelliklerinden çok karakter
özellikleriyle ön plana çıkar. Okur, başkahramanı o kadar iyi tanır ki olay örgüsü ilerledikçe onun olaylar
karşısında vereceği tepkileri bile önceden kestirebilir. Örneğin, Gülten Dayıoğlu’nun küçük bir kızın acı ve
mücadele dolu öyküsünü anlattığı “Fadiş” adlı romanındaki Fadiş karakteri başkahraman rolünü üstlenmiştir.


Küçük okur Fadiş’i bütün yönleriyle tanır ve onu benimser. Olaylardan doğrudan değil de daha çok olayların
sonuçlarından etkilenen “yan kişi” ise çok fazla karakteristik unsurlar taşımayan ve okura daha çok tek bir
yönüyle tanıtılan kişidir. Yan kişiler yapıtta, olayları yaratan ya da yönlendiren bir rol üstlenmekten ziyade
kahramanın yönlendirdiği olayların sonuçlarından etkilenen kişilerdir. Yine Dayıoğlu’nun aynı adlı
romanındaki üvey baba Kamil Bey karakteri de yan kişi olarak örneklendirilebilir.

Çocuk okur kitaplarla etkileşim içine girerek kitabın kahramanına öykünür ve onunla özdeşim kurar. Bu
kahraman, çocuğun kitapla etkileşim içine girdiği ilk andan itibaren bir “kahraman” olmaktan çıkar ve artık
onun “arkadaş”ı olur. Bu düşsel kahraman sayesinde çocuk, kendiyle özdeşleştirdiği başka çocukların
olabileceği ayrımına varır. Yazarın yarattığı dünya, çocuğun da dünyası olur ve çocuk, başka yaşamlara
tanıklık ederek toplumu ve insanları anlamaya başlar. Çocuğun kendiyle özdeşleştirdiği kahraman, eserlerde
canlı veya cansız olmak üzere değişik biçimlerde karşımıza çıkabilir; bazen bir bitki, bir hayvan bazense bir
eşya, bir oyuncak, veya bir makine eserde kahraman olabilir. Bu kahramanlar olgusal dünyada varolmak
zorunda da değildir. Bunlar fantastik karakterler de olabilirler. Örneğin, Carlo Collodi’nin “Pinokyo” adlı
kitabındaki “Pinokyo” karakteri fantastik bir karakterdir. Ya da Christine Nöstlinger’in “Kim Takar Salatalık
Kral’ı” adlı eserindeki “Salatalık Kralı” okuru şaşırtan karakter özellikleriyle fantastik bir kahraman olarak
karşımıza çıkar, tıpkı “Konserve Kutusundan Çıkan Konrad”taki “Konrad” karakterinde olduğu gibi.

Çocuk kitaplarındaki karakterler onların yaş dönemine göre değişiklik gösterirler. Örneğin okulöncesi
döneme ait çocuk kitaplarında genellikle kişileştirilmiş bir hayvan karakteri vardır. Ya da çocuğun çok
sevdiği o oyuncak ayı başkahraman rolünü üstlenmiştir. Bu yaştaki çocuklar, çevresinde gördüğü, duyduğu,
bildiği ve yakından tanıdığı canlıları veya nesneleri kitaplarda görmekten hoşlanırlar. Görselliğe daha çok
ihtiyaç duyulan bu dönemde, tanıdık canlılar veya nesneler (kahramanlar), resimler aracılığıyla tanıtılır ve
kahramanların fiziksel özellikleri ön plana çıkarılır. Çocuk böylece eserdeki kahramanla daha kolay özdeşim
kurabilir. Okul dönemindeki çocuklara hitap eden kitaplardaki kahramanlar ise daha çok karakter
özellikleriyle ön plana çıkarlar. Artık kahramanın fiziksel özelliklerden ziyade karakter yapısı çocuk okur
için önem taşımaktadır. Bu yaş grubuna hitap eden kitaplardaki kahramanlar, olay örgüsünde yaşadığı
deneyimler ve engelleri aşmada kullandığı yöntemlerle çocuk okurun özdeşim kurabileceği karakterlerdir.


Eserlerdeki kahramanın niteliği çocuğun yeni yaşantılar kazanmasına imkân sağlar. Çocuğun mantık
dünyasından uzak, fiziksel ve ruhsal özellikleri abartılmış, yaşamdan kopuk tasvir edilen kahramanlar,
çocuğun kitaptan uzaklaşmasına yol açabilir. Kahramanın sorunlarla başa çıkamaması, yenilgiye uğraması ya
da yılgınlık yaşaması çocuk okur üzerinde olumsuz bir etki yaratabilir. Bu yüzden geliştirilecek olan
kahraman, olaylara yön veren, sorunları çözüme ulaştıran, merak ögesini sürekli canlı tutabilen bir kişiliğe
sahip olmalıdır. Çocuk, bu kahramanlar aracılığıyla karşısına çıkabilecek engelleri aşmaya ve sorunları
çözebilmeye dair ipuçları edinir ve bunun sonucunda da güven duygusu gelişir.

Eserlerde yer alan kahramanlar aracılığıyla çocuk, yaşamı ve insan gerçekliğini tanımaya başlar. Yazar,
iyi geliştirilmiş karakterlerini kullanarak çocuğa ulaşır ve onunla iletişim içine girer. Yazar bu durumu,
yarattığı kahramanlara açık (geliştirilmiş) / kapalı (geliştirilmemiş) ve devingen (dinamik) / durağan (statik)
gibi özellikler yükleyerek gerçekleştirir. Bu kahramanları geliştirirken ise çeşitli yöntemler kullanır. Yazarın
çocukla iletişim kurmakta kullandığı açık (geliştirilmiş) karakterler; konuşmaları, duygu ve düşünceleri,
davranışları ve görünüşleri gibi birçok yönüyle okura tanıtılan ve inandırıcı nitelikleriyle öne çıkan
karakterlerdir. Bu karakterlerin olaylar karşısında verecekleri tepkiler okur tarafından önceden tahmin
edilebilir. Okur, bu karakterleri gerçek hayattaki arkadaşı gibi yakından tanır. Çetin Öner’in “Gülibik” adlı
romanındaki “çocuk” ve “baba” karakterleri açık karakter özelliğine örnek olarak gösterilebilir. Ya da
Nöstlinger’in “Konserve Kutusundan Çıkan Konrad” adlı eserindeki “Konrad” ile “Bayan Berti Bertolotti”
karakteri açık karakter örnekleridir. Kapalı karakterler ise okur tarafından yüzeysel olarak tanınır. Bunlar
öykü boyunca bilinen veya kolay anlaşılan bir rol üstlenirler. Kapalı karakterler iyi kalpli, yardımsever,
fedakâr veya huysuz, kötü, çıkarcı, yalancı, kurnaz gibi karakter özelliklerine sahip olabilirler. Kötü kalpli
kraliçe, kurnaz tilki, inatçı keçi, tembel ağustosböceği ya da çalışkan karınca gibi masallardan tanıdığımız
kahramanlar yalnızca belirgin özellikleriyle çocuk okura tanıtılan kapalı karakter örnekleridir. İhmal
Amca’nın “Pencereme Konmuştu” adlı eserindeki “anne” karakteri ve Peter Härtling’in “İhtiyar John”undaki
“Bayan Marianne Besemer” karakterleri de kapalı karakterlere örnek olarak gösterilebilir. Ayrıca kapalı
karakterlerden başkahramanın özelliklerinin çocuk okur tarafından daha iyi anlaşılması ve çocuğun
başkahramanla özdeşleşmesini kolaylaştırması açısından da yararlanılabilir. Böylece çocuk, açık karakterle
kapalı karakterin özelliklerini karşılaştırabilme fırsatını elde eder.

Çocuk kitaplarında karşımıza çıkan karakterler açık veya kapalı karakter özellikleri taşımalarının yanı
sıra, değişen ve değişmeyen kişilik özelliklerine de sahip olurlar. Bu karakterler eser boyunca gösterdikleri
değişime bağlı olarak durağan veya devingen karakter olarak adlandırılırlar. Durağan karakterler eserin
başından sonuna büyük değişim göstermeyen ya da okur tarafından önemsenmeyecek derecede küçük
değişimler yaşayan karakterlerdir. Rıfat Ilgaz’ın “Öksüz Civciv” adlı eserindeki “Erdem” ve “Zeliha Nine”
karakterleri ile Erich Kästner’in “Uçan Sınıf”ındaki “Hakçı Öğretmen” veya “Sigaraiçmez” karakterleri
durağan karakterlere örnek olarak gösterilebilir. Olay örgüsü ilerlemesine rağmen eserdeki durağan
karakterde bir değişiklik meydana gelmek zorunda değildir. Ancak yazar, kahramanda bir değişiklik olmama
sebebini okura ustalıkla sezdirebilmelidir. Diğer karakter özelliği olan devingen karakter ise eserin başıyla
sonu arasındaki kesitte değişim gösterir ve bu süreç boyunca kahraman, yeni karakter özellikleri edinir.
Önemli olan, bu değişimin çocuk okur tarafından inandırıcı bulunmasıdır. Çocuk okuru etkileyen bu
devingenlik ondaki okuma isteğini de perçinler. Devingen karakterlere örnek olarak Fatih Erdoğan’ın
“Korsan Kitap Çetesi” adlı eserindeki “baba” ve “anne” karakterleri veya Muzaffer İzgü’nün “Can Dayım”
adlı kitabındaki ”Can Dayı” ve “dede” karakterleri gösterilebilir.

Çocuk kitaplarında yer alan kahramanların özelliklerinin belirlenmesi ve kahramanın geliştirilmesi
konusunda ise çeşitli yöntemler vardır. Bunlar:

Karakterin davranışlarıyla ve eylemleriyle geliştirilmesi,
Karakterin konuşmalarıyla geliştirilmesi,
Karakterin fiziksel özellikleriyle geliştirilmesi,
Karakterin diğer karakterlerin yorumuyla geliştirilmesi,
Karakterin yazarın yorumuyla geliştirilmesi şeklinde sıralanabilir.
Bu yöntemlerden ilkinde yani davranışlarıyla ve eylemleriyle geliştirilen karakterler, içinde
bulundukları duruma veya yaşadıkları olaylara göre sergilediği davranışlardan yola çıkılarak geliştirilir. Bu
davranış ve eylemler aracılığıyla kahramanın karakter özellikleri hakkında ipucu edinilebilir. Karakter
özelliklerinin saptanmasının diğer bir yöntemi kahramanın eserdeki konuşmalarından yola çıkılmasıdır. En
sık kullanılan yöntemlerden biri olan bu yöntem, yazarın kahramanını geliştirmesinde önemli bir rol oynar.


Kahramanlar bunlardan başka fiziksel özellikleriyle de geliştirilebilir. Yazar ve çizerlerin kullandığı bu
yöntemle çocukların imgelerinde kalıcı resimler yaratılarak karakter geliştirme yoluna gidilir. Bir diğer
yöntem ise karakter özelliklerinin diğer karakterlerin yorumlarıyla geliştirilmesidir. Eserdeki diğer
karakterler, sergiledikleri davranışları, konuşmaları ve düşünceleriyle kahramanın tanınması açısından çocuk
okura önemli ipuçları sunarlar. Böylece okur, kahramanın kişilik özelliklerini tanır. Karakter geliştirmede
kullanılan yollardan sonuncusu ise yazarın yorumudur. Yazar, söz konusu edilen tüm bu yöntemleri tek tek
kullanarak karakterlerin özelliklerini oluşturabilirken birkaçını ya da hepsini kullanarak da kahramanını
geliştirebilir. Önemli olan, geliştirilen karakterin inandırıcılığını yitirmeden anlatıyla bütünleşmesi ve iç içe
geçmesidir.

Çocuk kitaplarında inandırıcılık öğe büyük önem taşımaktadır. Çocuk okur eser kahramanına inanır ve
ona güvenir. Eserdeki kahramanın tutarsız davranışlarda bulunması ya da sorunlar karşısında yılgınlığa
uğraması veya eser kurgusunda meydana gelen ve beklenmeyen büyük değişimler çocuğun kahramana olan
güveninin sarsılmasına yol açabilir. Çocuğa iyiyi, doğruyu, güzeli vermek adına “ideal insan, ideal
kahraman” yaratılması da okurda esere karşı duyulan güveni sarsacak bir öğe. Yaşamda kötülüklerin,
yanlışların ve çirkinliklerin de var olduğu, çocuğa mutlaka anlatılmalıdır; yazar bunu sezdirerek iletmelidir.
Geliştirilen karakterler çocukta acıma duygusu yaratmamalı eser, koşullandırma üstüne kurgulanmamalıdır.
Diğer bir ifadeyle, çocuk kitaplarında yaratılan kahramanların ve ele alınan konuların aşırı duygusal bir
üslupla işlenmemesi gerekir. Aksi takdirde çocukta oldukça duyarlı olan acıma duygusu, arabesk bir biçim
kazanabilir.

Sonuç olarak, çocuk kitaplarında yer alan kahramanlar en az eserlerdeki iletiler kadar önemli bir işleve
sahiptir. Eser kahramanına öykünen çocuk, onunla özdeşim kurarak kahramanı içselleştirdiğinden,
geliştirilen kahramanın karakter özellikleri özenle oluşturulmalıdır. Geliştirilen kahramanlar aracılığıyla
yazar, çocuk okurla iletişime geçer. Böylece onu yeni okumalara yönlendirir. Çocukluk döneminde kitaplarla
tanışan çocuk insan kişiliklerini tanıyarak hayata daha kolay uyum sağlamayı, toplumsal değerleri
önemsemeyi ve böylece çevresine sevgi ve saygıyla yaklaşmayı, sanatçı duyarlığıyla tanışarak özgür
düşünüp demokratik davranabilmeyi ve bir birey olmayı öğrenir.

YARARLANILAN KAYNAKLAR

Amca, İhmal (2002) Pencereme Konmuştu. İstanbul: Can Yayınları.
Dayıoğlu, Gülten (2001) Fadiş. İstanbul: Altın Kitaplar Yayınevi.
Dilidüzgün, Selahattin (1994) ”Çocuk Kitapları ve Çevirisi Üzerine Düşünceler” Dokuz Eylül
Üniversitesi Buca Eğitim Fakültesi 4. Germanistik Sempozyumu 20-22 Mayıs 1993 (Yay. Haz.: Mustafa
Kınsız), İzmir.
Erdoğan, Fatih (2001) Korsan Kitap Çetesi. İstanbul: Mavibulut Yayınları.
Golden, Joanne M.(1990) The Narrative Symbol in Childhood Literatur: Explorations in the
Construction of Text, Mouton de Gruyter Berlin: New York, s. 41-53.
Härtling, Peter (1994) İhtiyar John. Çev.: Necdet Neydim, İstanbul: Afa Yayınları.
Huck, C.S., Hepler, S., Hickman, J., Kiefer, B.Z (2001) Children’s Literatur in the Elementary
School (Seventh Edition) New York: McGraw-Hill, s. 17-18.
Ilgaz, Rıfat (1993) Öksüz Civciv. İstanbul: Çınar Yayınları.
İzgü, Muzaffer (2002) Can Dayım. Ankara: Bilgi Yayınevi.
Kästner, Erich (1989) Uçan Sınıf. Çev.: Hüseyin Tüzün, İstanbul: Can Yayınları.
Nöstlinger, Christine (2003) Konrad ya da Konserve Kutusundan Çıkan Çocuk. Çev.: Mine
Kazmaoğlu, İstanbul: Günışığı Kitaplığı.
Nöstlinger, Christine (2003) Kim Takar Salatalık Kral’ı? Çev.: Selahattin Dilidüzgün, İstanbul:
Günışığı Kitaplığı.
Öner, Çetin (2001) Gülibik İstanbul: Can Yayınları.
Sever, Sedat (2003) Çocuk ve Edebiyat. Ankara: Kök Yayıncılık.
TDK (1998) Türkçe Sözlük. Ankara: Türk Tarih Kurumu Basımevi. Türk Dil Kurumu Yay. : 549.
Zivtci, Figen (2005) Türk ve Alman Çocuklarına Seslenen Kitaplardaki Yetişkin Kahramanların
Karakter Çerçeveleri Açısından Değerlendirilmesi. Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Ankara
2005.

 

 

 

 

 

ÇOCUK KİTAPLARINDA KAHRAMANIN YERİ VE ÖNEMİ
Haydi Kızlar Okula! Haydi Kızlar Okula!
7 Çok Geç! 7 Çok Geç!
Okumak istiyorum! Okumak istiyorum!
Özgür Pencere 2010. Her hakkı gizlidir.