ANASAYFA HABERLER DERNEK FORUM YAZARLAR ATÖLYELER İLETİŞİM

Anne Bak Penceremde Öykü Var 7 Çıktı!

YARIŞMA VE KİTAP İLE İLGİLİ JÜRİMİZDEN YORUM...
Kitaptan alıntı:

Anne Bak Penceremde Öykü Var 7 Çıktı!

ÖYKÜ VE DÜŞ

---------------------------------------------------------------------------------------------

Mehmet GÜLER

 

Penceremizde güneş görmeyi severiz.

Bir de kuş görmeyi.

Özgür Pencere, tam 7 yıldır güneşin, kuşun yanına bir de öykü koydu.

Artık penceremizde güneş, kuş, öykü var…

Orhan Veli’nin pencere üzerine kısa bir şiirini anımsıyorum:

“En iyisi pencere/

Dört duvarı göreceğine/Uçan kuşları görürsün”

 Pencere de, öykü de duvarları değil, uçan kuşları gösterir. Bir de güneşi, bir de gökyüzünü…

 Öykü de bir uçan kuştur aslında. Özgürlüktür. Bunu öykü sevenler, yazanlar iyi bilirler. Güzel bir öykü okuduğunuzda, hele de yazdığınızda kanatlanır, yücelerden uçarsınız. Öykünüzle birlikte maviliklere kanat çırparsınız.

Çocuklarımızın yazdıkları öykülerin birçoğu şaşırttı beni.

 Onlar en çok şu konuları ve anlatım biçimini seviyorlar:

. Dedektiflik

. Polisiye.

. Düşlerden gerçeklere ulaşmak.

. Serüven.

. Fantastik imgeler.

. Öykülerin sürprizle bitirilmesi.

 

İtiraf etmeliyim ki öykü salt bunlar değil. Hatta bunların ötesinde başka şeyler.

Öncelikle kurgu ve dil sorunu. Ama yine de tanımı ve reçetesi yok. En usta öykücüler bile bu konuda donmuş, değişmez formüller çıkartamaz. Siz tanımlayabilirsiniz, ama öykü o tanımın içine girmemek için ısrar eder, sürekli tanımın dışına taşar…

 Çocuklarımızın, gençlerimizin öykülerinde serüven, sürpriz, dedektiflik, şaşırtıcılık iyi kullanılamadığı zaman öykünün doğallığı bozuluyor. Yapay ve zorlamacı yerlere kayıyor. Onların daha çok özgün konulara, insan sıcaklığına, doğallığa, dilsel anlatıma, kurgusal güzelliklere özenmelerinde yarar var. Bu da televizyon dizileri izleyerek değil, iyi öyküler okunarak, yaşamdan gözlemler yapılarak kazanılabilir. Öykü diye yazılanların birçoğu öykü değil. Hele de öykünün sonunun bir ana düşünceye bağlanması öykünün kabul etmeyeceği bir durum.

 Az da olsa profesyonelce dili olanları gördükçe şaşırdım. İtiraf etmeliyim, bu öyküleri o yaştaki çocuklar mı yazdı diye zaman zaman kuşkulara kapıldım. Yarışmaya katılmanın ödül almak kadar önemli olduğunu düşünüyorum. Bugüne dek dürüst, nitelikli her türlü ödüle, ödüllendirmeye saygı duydum, katkı verdim. Yedi yıldır bu düzenlemeyi yapanların, emek verenlerin öykü üzerinden düşleri, umutları var.

 Benim en büyük düşüm, öncelikle çocuklarımıza, gençlerimize öyküyü sevdirmek. Düş kurmalarını, bu düşleri öykü diliyle kurgulamalarını öğretmek. Yaşamı öykü diliyle algılama alışkanlığı kazandırmak. Giderek onları öyküye sevdalandırmak. Bu kuşak içinden yarınların büyük öykücülerini imlemek…

 Özgür Pencere’nin seçici kurulunda görev aldığım sürede katılan, ödül alan çocuklarımızı izlemeye çalışıyorum. Çokları ilk heves olarak başlamışlar öyküye. Ama giderek heyecan duymuşlar, sürdürmüşler. Başka yerlerde yazmaya başlamışlar. Başka ödüller de almışlar. Yani ilk uçuş denemeleri yapan kuşlar gibi kanatlarını güçlendirmişler. Daha büyük uçuşlara hazırlanmışlar. Kanat çırpacakları derinliklerin öncekilerden daha uzun soluklu olacaklarını artık iyi biliyorlar…

 Düşünürüm de günümüz Türk yazınında hâlâ bir Pinokyo, Don Kişot yok. O çapta yapıtlar verilmedi. Bunun nedeni, yazmayı, okumayı toplum olarak içselleştirememekten kaynaklanıyor. Okur yazarlığın düzeyini yükseltirken yazmanın da düzeyini yükseltmek zorundayız. Bunu geniş kitlelere yaymalıyız. Spora çok küçük yaşta başlandığı gibi öykü yazmaya da çok küçük yaşta başlamak gerekiyor. Bunu başarabildiğimiz zaman yazın dünyamız dünya çapında yapıtlarla tanışacak. Bizim de Pinokyolarımız, Don Kişotlarımız olacak. Özgür Pencere’nin öykü toprağını çocuklarımızla, gençlerimizle birlikte daha bitek duruma getirmeye çalıştıklarını gördükçe umutlanıyorum.

Düş varsılı çocuklarımızı bu tür çabalarla görsel medyanın tutsaklığından kurtarır, yazın dünyasının imge ve yaratı alanına çekebilirsek, düşlerimize daha yakın olduğumuzu duyumsayacak, mutlu olacağız…

 

Anne Bak Penceremde Öykü Var 7 Çıktı!
Anne Bak Penceremde Öykü Var 7 Çıktı!
Anne Bak Penceremde Öykü Var 7 Çıktı!
Haydi Kızlar Okula! Haydi Kızlar Okula!
7 Çok Geç! 7 Çok Geç!
Okumak istiyorum! Okumak istiyorum!
Özgür Pencere 2010. Her hakkı gizlidir.